İnsan bazen oturup günlerce, en çok da kendinden özür dilemeli...Çünkü bu hayatta en acımasızca eleştirdiğimiz, kalbini en fütursuzca kırıp döktüğümüz ve her fırtınada gözden çıkarıp ilk feda ettiğimiz kişi yine kendimiz oluyoruz.Başkalarının en ufak hatasına sunduğumuz o sonsuz şefkati konu kendi yorgunluklarımıza, kendi eksiklerimize geldiğinde bir cellat acımasızlığına dönüştürüyoruz.Dünyayı memnun etme telaşı içinde, en büyük, en telafisi imkansız haksızlığı hep kendimize yapıyoruz.
Kaç kez "ayıp olmasın" diye istemediğimiz masalarda,ruhumuzu yavaş yavaş boğan o ağır sohbetlerin ortasında sessizce oturduk?Kaç kez başkalarının mutluluğu,rahatı ve huzuru için kendi sınırlarımızı çiğneyip geçmelerine izin verdik? O "hayır" diyemediğimiz, yutkunup sessiz kaldığımız, "buna da katlanırım" dediğimiz her an;aslında kendi ruhumuzdan canlı bir parçayı koparıp, hiç hak etmeyenlerin önüne fırlattık. Kendi omzumuzdaki yükü hafifletmek şöyle dursun, sırf başkaları incinmesin diye onların yüklerini de kendi sırtımıza kördüğüm ettik. İçimizdeki o çığlık çığlığa bağıran sesi acımasızca bastırıp, sırf "el alem ne der" diye başkalarının fısıltılarına kulak kesildik.
Oysa bu dünyada en çok bizim şefkate, en çok bizim o sarıp sarmalayan anlayışa ihtiyacımız vardı. Kendimizi hırpalamaktan, her başarısızlıkta kendimizi yetersiz görmekten artık vazgeçmeliyiz. Hatalarımızla, eksiklerimizle, o taşımaktan yorulduğumuz kırgınlıklarımızla kabul etmeliyiz kendimizi. Hak ettiğimiz o saklı değeri artık yine kendi ellerimizle kendimize teslim etmeliyiz. İşte bu yüzden, hemen şimdi, hiç vakit kaybetmeden başlamalıyız o gecikmiş özüre. Herkesi dışarıda bırakıp, kendimizle baş başa kalmalı ve içimizde bir köşede sessizce ağlayan o kırgın, o terk edilmiş çocuğun elinden sımsıkı tutmalıyız. Gözlerinin içine bakarak demeliyiz ki; "Seni çok iyi anlıyorum. Seni her şeye rağmen çok seviyorum ve seni bu kadar yalnız bıraktığım için senden özür dilerim..." Biz kendimizi affettiğimizde, bizi hiçe sayan bu dünya da en sonunda bizi kabul etmek zorunda kalacaktır.