Bir ses var kulağımda çınlayan, bir ağrı var başımda hiç geçmeyen. Kimine göre deliriyorum yavaştan, kimine göre büyüyorum hayat yolunda.
Sahiden büyüyünce ne olacak mesela? Artık müzik dinlerken düşünmeyi bırakacak mıyım? Ya da bırakacak mıyım artık içimi not defterine dökmeyi? Gözlerim ışıl ışıl parlayacak mı benim de? Sevebilecek miyim eskisi gibi, sevilecek miyim en temiz duygularla? Öğrenecek miyim her şeyi yeniden? Görecek miyim güzel günleri, güzel yarınları? Rüzgâr ılık ılık yüzüme vururken mutluluk naraları atacak mıyım ben de?
Eskisi gibi çocukluk aklıyla yaptığım hataları yapacak mıyım tekrar? Biri girecek mi hayatıma? Ben de baba olacak mıyım mesela? Övgüyle bahsedecekler mi benden de? Babam gurur duyacak mı benimle? Annem benden bahsederken gözleri dolacak mı mesela?
Yaşamak ağır gelir bazen insana. Cevabını aslında içinde bildiği soruları sorar insan kendine. Gözleri dolu dolu yazı yazar bazen, sözlerinin kimseye ulaşamayacağını bile bile. Kalbi acıyordur, canı yanıyordur. Gözlerini açmaya dahi dermanı yoktur ama uyuyamaz bazen insan. Yıldızlarla bakışır, ayı sever, sokakları sever; insanları artık sevemez mesela.
Üşüyorken elleri, kafasında dönen binlerce kelime arasından en güzelini seçer bazen insan. Dilinden dökülmez belki ama sözleridir en büyük mirası. Beş dakika sonrası için garantimiz olmayan bir dünyada zaten ne miras bırakabiliriz ki arkamızda?