Denemelere Dön İçimden En İçerimden…

İçimden En İçerimden…

Ulan Musa @musafalan 28 September 2026

Ben aslında vazgeçmiş biri değilim, sadece uzun zamandır her şeyi eskisi kadar kolay taşıyamıyorum. Bir zamanlar içimde ne varsa olduğu gibi dışarıya vurur, kırıldığımda belli eder, kızdığımda söyler, istediğim bir şey varsa sonuna kadar peşinden giderdim. Sonra hayat insanın elinden bazı şeyleri sessizce almaya başlıyor. Önce hevesini, sonra güvenini, sonra insanlara anlatma isteğini eksiltiyor. Bir bakıyorsun, eskiden saatlerce anlatabileceğin şeyleri artık birkaç kelimeyle geçiştiriyorsun. Çünkü bazı şeyleri anlatmanın yükünden daha ağır geliyor anlaşılmamak. Ben de zamanla sustum. İçimde büyüyen cümleleri kimseye anlatmadan, gecenin içinde kendi kendime taşıdım. Dışarıdan bakınca belki sakinleştim, belki umursamaz oldum sanıldı ama aslında içimde her gün başka bir savaşın ortasında kaldım.

Bazen kendime baktığımda, eskiden olduğum insanı tanımakta zorlanıyorum. Aynı şeylere aynı şekilde tepki vermiyorum, aynı insanlara aynı anlamları yüklemiyorum, aynı hayallerin peşinden koşmuyorum. Çünkü insan bazı şeyleri yaşadıktan sonra eski haline dönmüyor. Bir yerinden mutlaka eksiliyor, bir yerinden sertleşiyor, bir yerinden de susmayı öğreniyor. Benim de içimde böyle sessizce değişen yerler oldu. Çok değer verdiğim insanların bir gün yabancı gibi davranabileceğini, iyi niyetin her zaman karşılık bulmayacağını, bazen haklı olsan bile kendini anlatmaya gücünün yetmeyeceğini öğrendim. En kötüsü de insanın bir süre sonra bütün bunların hesabını başkasından önce kendisine sorması. Ben de yaptım bunu. Her kırgınlığımda kendimde bir hata aradım, her uzaklaşmada nerede yanlış yaptığımı düşündüm, herkesin öfkesini kendi omuzlarıma yükledim. Bir süre sonra insan başkalarının gözünden kendisine bakmaya başlayınca, kendi yüzünü bile yabancı görmeye başlıyor.

Ama bütün bunların arasında fark ettiğim bir şey var. Ben hala bir şeylerin peşindeyim. Bazen bunu kendime bile itiraf etmiyorum çünkü hayal kırıklığına uğramaktan korkuyorum. Bir şeye yeniden inanıp sonra onun da elimden kayıp gitmesini istemiyorum. Yine de içimde bir yer, ne kadar yorulmuş olursa olsun, geleceğe doğru bakmayı sürdürüyor. Bazen küçücük bir ihtimalin peşinden gidiyorum, bazen hiç beklemediğim bir anda içimde yeniden bir heves beliriyor, bazen de sadece hayatın bir gün başka türlü olabileceğine inanmak bile yetiyor. İşte o yüzden ben kendimi tamamen bırakmış biri olarak görmüyorum. Yorulmuş olabilirim, yönümü kaybetmiş olabilirim, ne yapacağımı bilmediğim zamanlar olabilir ama hala bir şeyleri değiştirmek için içimde hareket eden bir taraf var.

Belki artık savaşmayı eskisi gibi bilmiyorum. Eskiden karşıma çıkan her şeyi gücüm yettiğince zorlayabileceğimi sanırdım. Şimdi bazı kapıların zorlanarak açılmadığını, bazı insanların değişmeyeceğini, bazı yolların ne kadar yürürsen yürü seni istediğin yere götürmeyeceğini biliyorum. Bu bana mücadeleden vazgeçmeyi değil, ne için mücadele edeceğimi seçmeyi öğretti. Artık her şeyi kazanmak zorunda olduğumu düşünmüyorum. Bazen bir şeyin peşinden sonuna kadar gitmek değil, kendini o şeyin içinde kaybetmeden geri dönebilmek de bir mücadele. Bazen yeniden başlamak, yıllardır taşıdığın bir yükü yere bırakmak kadar cesurca. Bazen de hiçbir şey düzelmemişken bile sabah kalkıp hayatın içine tekrar karışmak, insanlara yeniden güvenmeye çalışmak, bir işin ucundan tutmak, bir hayalin kenarından yeniden yakalamak başlı başına bir savaş.

Ben hala kırgınım. Bunu saklamaya çalışmıyorum artık. İçimde kapanmamış bazı yaralar, susturamadığım bazı geceler ve ne kadar uğraşırsam uğraşayım aklımdan çıkaramadığım bazı insanlar var. Geçmişin bazı yerlerine dönüp baktığımda keşke diyorum, daha farklı davransaydım, daha az verseydim, kendimi biraz daha korusaydım, bazı insanları gözümde bu kadar büyütmeseydim. Ama sonra anlıyorum ki insan geçmişteki halini bugünün aklıyla yargıladıkça kendisine haksızlık ediyor. Ben o zaman elimden geleni yaptım. Bazen yanlış yaptım, bazen fazla sevdim, bazen fazla sustum, bazen kendimi hiç düşünmeden başkalarının yükünü taşıdım. Ama ne yaptıysam o zamanki halimle yaptım. Şimdi geriye dönüp kendimi cezalandırmak yerine, o adamı bulunduğu yerden alıp biraz daha ileri götürmem gerekiyor.

Çünkü ben hala hayatın tamamen bittiğine inanmıyorum. Bunu yüksek sesle söyleyecek kadar cesur olduğum günler de var, kimseye söylemeyecek kadar korktuğum günler de. Ama içimde ne kadar karanlık olursa olsun, bir yerlerde hep küçük bir ışık kalıyor. Bazen bir insanın sesiyle, bazen uzun zamandır beklediğim bir haberle, bazen sadece sokakta yürürken içime düşen anlamsız bir huzurla kendini hatırlatıyor. O küçücük şeyler bana hala yaşayacak, görecek, başaracak ve belki de bir gün dönüp bütün bu günlere başka bir gözle bakacak kadar zamanım olduğunu hissettiriyor. Benim savaşım belki de tam olarak burada başlıyor. Her şeyimi kaybetmiş gibi hissettiğim bir yerde bile içimde kalan o küçücük şeyi korumakta.

Ben artık kendimi güçlü göstermek için güçlüymüş gibi davranmak istemiyorum. Yorulduysam yoruldum diyeceğim, kırıldıysam kırıldım diyeceğim, bazı günler hiçbir şey yapacak halim yoksa bunu da kendimden saklamayacağım. Ama bütün bunların yanında kendime şunu da hatırlatacağım: Ben sadece düştüğüm yerlerden ibaret değilim. Hayatımda kaybettiğim insanlar, yarım kalan işler, gerçekleşmeyen hayaller ve içimde biriken bütün o kırgınlıklar benim hikayemin tamamı değil. Daha yazılmamış taraflarım var. Henüz görmediğim yollar, tanımadığım insanlar, kurmadığım cümleler ve kendimden bile beklemediğim başlangıçlar var.

O yüzden bugün kendimi eskisi kadar güçlü hissetmesem de tamamen yenilmiş saymıyorum kendimi. Çünkü hala çabalıyorum. Bazen belli ederek, bazen kimseye söylemeden, bazen bütün gücümü ortaya koyarak, bazen sadece bir adım daha atabilecek kadar gücüm varken onu atarak. Belki uzun zamandır aradığım şey büyük bir zafer değil. Belki sadece kendime yeniden yetişebilmek, kendi hayatımın içinde yeniden yer bulabilmek ve aynaya baktığımda karşımdaki insanı başkalarının söyledikleriyle değil, kendi gözlerimle görebilmek. Bunun için hala uğraşıyorum.

Ben çok yoruldum, evet. Çok kırıldım, çok sustum ve bazı şeyleri içimde gereğinden fazla büyüttüm. Ama bütün bunlara rağmen içimde hala savaşmak isteyen bir taraf var. Hala bir şeylerin değişebileceğine inanan, düştüğü yerden kalkmayı tamamen unutmadığını bilen, hayatın karşısında bazen dizleri titresede yürümeye devam eden bir taraf. Belki eskisi gibi değilim, belki artık daha temkinliyim, daha sessizim, daha kırılganım. Ama hala buradayım. Hala bir şeylerin peşinden gidiyorum. Hala kendimi yeniden kurmaya çalışıyorum. Ve galiba bütün bu hikayenin en gerçek tarafı da bu: Ben vazgeçmedim, sadece artık savaşırken kendimi de kaybetmek istemiyorum.



Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap.

← Tüm Denemeler
#picemiyeti
Pişman İnsanlar Cemiyeti
Canlı Yayın • Karma Türkiye     Canlı Yayın • Karma Türkiye